Niğde Göllüdağ- Kaletepe Deresi 3. Paleolitik Çağ kazıları İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı ve Mission de Préhistoire Anatolien(Fransa Dışişleri Bakanlığı)'in işbirliğiyle devam ediyor.
Kazı alanında elde edilen bulgular ile Afrika’dan Avrupa’ya geçen insanın Anadolu’daki ilk izlerine erildi.
Bağlama Kasabasında kamp kuran kazı ekibi, her gün Kömürcü Köy Kaletepe bölgesine çıkıp kazılarına devam ediyor. Yolu bozuk alanda Otomobil ile ulaşım sağlayamadığımız kısmı yürüyerek çıktık.
1700 metre yüksekliğe yürüyerek çıkıp ilk insanın geçiş yolu ve kazı alanını yerinde resimledik.
Malatya Caferhöyük ve Aksaray Aşıklıhöyük kazılarını da yürütmüş olan Prof Dr Nur Balkan-Atlı ile 1700 metrede devam eden kazıları yerinde görerek çalışmalar hakkında bilgi aldım, kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirdim.
ÖMER FETHİ GÜRER: Öncelikle bilim adına çok önemli çaba ve çalışmalarınızda kolaylık diliyorum. Tarihin bilinmeyenlerinin aydınlandığı, önemli bulgulara erilen çalışmalarınızı anlatır mısınız.?
PROF DR.NUR BALKAN-ATLI: Anadolu arkeolojik açıdan farklı zenginliklere sahip. Tarih öncesi dönemle ilgili bilgiler ise sınırlı kalıyor. Obsidiyen ise o dönemlere ait bilgilerin elde edilmesi için, önemli bir veri. Volkanların patlaması sırasında lavların hızlı soğumasıyla oluşan “Obsidiyen” (doğal cam) Yanardağ taşı olarak da biliniyor, ancak obsidiyen her yerde çıkmıyor. Yakındoğu'da en zengin yöre Anadolu. Göllüdağ dışında Acıgöl ve Doğu Anadolu’da obsidiyen taşları bulunuyor. Bu taşların bir özelliği kolay yontulabilir ve taş aletleri yapımında kullanılabilir olmasıdır. Tarih öncesi insanlarca alet ve silah yapımında yaygın olarak kullanıldığı da biliniyor Göllüdağ’ın patlamasıyla oluşmuş Kömürcü obsidiyen yatakları Kapadokya bölgesinin en görkemlilerinden biridir. Dünyanın ilk ticaret metası Niğde Göllü dağ obsidiyeninin 14 .000 yıl önce Filistin’e kadar seyahat ettiği belirlendi. Göllü dağ ve çevresinde çok kaynak var. ilk çalışmaları da İşlik(Atölye) bulmak için yaptık çünkü obsidiyen blok halde taşınamıyor.Yontularak taşınıyor.Hangi teknoloji ile yontuluyor, bunu bulmak için, 1997'den 2000 yılına kadar İşlik kazısı yaptık. Buradaki Kaletepe işliği Paleolitik dönemden Kalkolitik döneme değin zengin ve çeşitli obsidiyen bulgulan sergiliyor. Burada standartlaşmış ürünler üreten uzman işlikler ortaya çıkarıldı. M.Ö. 8 yılına tarihlenen atölye’de yapılan ürünler yerel kullanılmamış. Bu ürünler buradan Yakındoğu’ya da ihraç edilmiş. Özellikle Kıbrıs ve Kuzey Suriye’ye gönderilmiş Ehil Hayvan yok. Taşıma hayvanla yapılamıyor. Sırtlarında taşıyarak bu Obsidiyen ürünleri götürmüşler. Obsidiyen gerek estetik açısından güzelliği, gerek kolay yontulabilmesi nedeniyle tarih öncesi insanının en önemli sanayi ürünü idi. İşliklerdeki buluntulara uygulanan radyo karbon deneyleri sonunda, bunların günümüzden 8000 ile 4500 yıllık bir zaman dilimi arasında yapıldığı anlaşıldı Bu konuda çalışma tamamlandı. Yakında kitap olarak yayınlanacak. Bir dönem ile ilgili önemli bilgi ve bulgular böylece güışığına çıkmış oldu.
ÖMER FETHİ GÜRER: Bu önemli veriler gösteriyor ki bölge ciddi anlamda bir ticaret alanı, ne yazık ki günümüzde bu konularda çok bilgi ve ilgi yok .Niğde için bir yerde değerlerinin bilinmediği kent demek doğru olur. Şu aşamadaki çalışmalarınız nelerdir?
PROF.DR. NUR BALKAN-ATLI: Paleotik döneme ait(Yontma Taş devri) Göllüdağ başka yerinde bulgular bulduk. 2000 yılında Paleotik Çağ çalışmalarının devam ederken Kale tepe Deresi 3 olarak adlandırılan Pleistosen tabakalanması saptandı. Orta ve Alt Paleotik dönemler 200 bin sene öncesine ait Bir Milyon ile 200 bin senesi arası insan elinden çıkan aletler buluyoruz. Volkanik arazi asitli olduğu için, insan kalıntılarını yok etmiş. Aletler çok eski, Afrika’da bulunan ilk aletlere benziyor. Satır vb aletler bilindiği kadar Anadolu’da görülmemişti. “Burada, riyolit taşından çok ilkel bir taş işleme yeri bulundu. Bu sanayi büyük olasılıkta Obsidiyen oluşumundan (volkanın patlamasından) önceye aittir. Buradaki obsidiyen yaşı yaklaşık 1 milyon yıl olarak belirleniyor. Söz konusu ilkel taş işliği ise bu tarihten öncesine ait olduğu için, insanların burada 1 milyon yıl önce bu ilkel taş işleme merkezinde çalıştıkları olasılığını da gündeme getiriyor. Bu bulgu yalnızca Anadolu için değil, tüm Yakındoğu ve Avrupa’nın tarih öncesi kültürleri açısından da çok büyük önem taşıyor.” Anadolu'nun en eski iskan yerleri bu bölge diyebiliriz. İnsan Afrika’dan çıkıp Anadolu’ya geçişinde, Anadolu’da bu konuda izlere rastlanmıştı.
Niğde Göllüdağ kazılarında Afrika’dan Avrupa’ya geçiş ilk ileride bulundu. Orta Anadolu’da, çok geniş bir zaman (yaklaşık bir milyon yıl ile 160 bin yıl) aralığında farklı insan topluluklarının yaşadığı bu çalışma ile belgelendi. Kazı alanı Türkiye’nin bilinen en eski insan yerleşimlerindendir. Bölgede çalışmalar devam edecektir.
ÖMER FEHİ GÜRER: Kazı çalışmalarında açığa çıkan satır, mızrak ve ok ucu gibi bulgular yanında farklı bir buluntuya da erişildi mi?
PROF.DR NUR BALKAN-ATLI: Evet, Kömürcü köyü Göllüdağ kazı çalışmaları devam eden Mousterien tabakalardan birinde Atgillere ait kalıntılar bulundu. Atgillerden alt çenenin yanısıra dişler de elde edildi. Atın atası sayılabilecek hayvana ait bu çene ile at dişleri kazılarda elde edilen düne ışık tutacak en önemli bulgulardandır. Bu bulgu ile Kapadokya’da 200 bin yıl önce at varlığı saptandı. 200 bin yıl öncesine ait bir at çene kemiği şimdiye değin bilinen Anadolu’nun en eski atı kalıntısı özelliğini taşıyor. Kapadokya’nın önemli bir yöresi olan Niğde’de bu kadar eski bir at kemiğinin bulunması ise bir başka açıdan ilginçtir. Persçe “Katpatuka” denilen “Kapadokya” sözcüğü “güzel atlar ülkesi” anlamına geliyor.
Bölgede değişik tabakalarda elde edilen verilerde aletlerin çeşitliliği av hayvanlarından yararlanmaya ilişkin bilgilerde veriyor.
Toprağın asidik oluşu, organik kalıntıların büyük bölümünün yok olmasına neden olmuşsa da farklı insan evrelerinin aletler ile incelemeye devam ediyoruz. KD3, olarak tanımlanan alan Alt ve Orta Paleolitik çağlara ait 17 arkeolojik tabaka içeren kazı alanı bilinmeyenleri aydınlanmasında önemli bir alan oluşturuyor..Anadolu için eşiz olan bu veriler bilinmeyenlere ışık tutmaktadır. Kazılmakta olan bu açık hava buluntu yeri Türkiye’nin en önemli Paleotik Çağ yerleşimlerinden biri ve Anadolu yarımadasının ilk iskânıyla ilgili sorulara yanıt verebilecek, şimdilik bilinen tek buluntu yeridir.
ÖMER FETHİ GÜRER: Kazı ve araştırma çalışmaları ne kadar devam edecek?
PROF.DR NUR BALKAN-ATLI: Kültür Bakanlığı ile ilgili protokol bu yıl bitmektedir. Niğde Müze Başkanlığı'nda devam eden bu kazı çalışmasının sona ermesine karşın kaynaklar dikkate alınarak çalışmaları Göllüdağ bölgesinde devam edecektir..
Bölgede çok geniş bir alanda obsidiyen bulunmaktadır. Bu nedenle aynı alanda, farklı bölgelerde yapılacak çalışmalarla yeni bilgilere erilmesi de olasıdır.
ÖMER FETHİ GÜRER: Niğde il genelinde çok farklı tarihi, doğal güzelliklere ve bilinmeyenlere sahip ama yeterince önemsenmiyor. Sizin Niğde ile ilgili izlenimleriniz nedir?
PROF.DR NUR BALKAN –ATLI: Niğde için söylenecek çok güzel özellikler var. Doğa güzellikleri müthiş. Turizm için tarih ve doğa zengini bir bölge. Meyvesinden doğasına eski tarihi dokudan antik dönemlere ait onca varlığı ile Turist için her şeyin olduğu yer. Ne yazık ki bu değerlerinden Niğde yararlanamıyor. Niğdeliler olayları sahiplenmiyor. Niğde için turizm açılım olabilir. Bu alanda daha çok tanıtım ve çalışma yapılmalıdır. Niğdeliler Niğde’ye sahiplenirse Niğde var olan değerleri ile kısa sürede önemli merkez olur. Hıristiyanlar için Eski hac yolu üzerinde olması, tarihi kalıntıları,Selçuklu,Osmanlı dönemi eserleri, Tyana, Bahçeli, Gümüşler gibi değerleri ile Niğde çok kısa sürede önemli bir konuma erecek zenginliği bulunmaktadır. Dediğim gibi Niğdeliler bu konuları sahiplenmelidir.
ÖMER FETHİ GÜRER: Çabalarınızı, çalışmalarınızı, bilimsel uğraşınızı, koşullarınızı yerinde gördüm. Sizlerin bu uğraşları insanlığın tarihini aydınlatacak özellikte ve önemdedir. Sizleri, ekibinizi içtenlikle kutluyorum. İyi ki siz ve sizin gibi değerler var. Yoğunluğunuz içinde ayırdığınız zamana ve görüşme ve bilgilerinize de ayrıca teşekkür ederim."
Ayrıca Kazı alanında çalışmalarda bulunan ve yedi yıldır bu kazılara katılan Ludovıc Sumak(Fransız) ile görüştüm. Bir milyon yıl öncesine ait doğal kaya çevresinde çalışmalarını yaparken Afrika’dan Avrupa’ya geçen ilk insan ile ilgili bulgulara erilen yeri gösterdi. Yedi yılda beş bine yakın alet incelemeye alınmıştı. Beril Alataş bölgedeki kazı çalışmalarında yer alan bir diğer isimdi. Bir de bu konuyu yazılarla gündeme taşıyan Berkay Dinçer vardı ama bu yıl askerde olduğu için, görüşemedik. Kazı alanından inişte, çevrede obsidiyenlerden oluşan dağdan geçtik. Kömürcü köyü kuş bakışı görülüyordu. Kazı ekibi bir çadırı ve kazı için gerekli malzemesi ile o ıssızlıkta çabalayıp çalışıyordu. Bu kazı çalışmaları için bölgede rehberliğimizi değerli dost eski İl Genel Meclis Üyemiz Ulvi Gülsever yaptı. Emekli Milli Eğitim Müfettişi Dinçer Gürer ile önce Bağlama kamp yeri sonrası Kömürcü Köy ve Göllüdağ'a çıktık.
Ömer Fethi GÜRER